Yapay zekanın karbon ayak izi

Elinde sadece çekiç olana, vida kusurlu bir çivi görünür.

Orson Scott Card[i]

Yapay zekâ (YZ) yaşamımıza oldukça hızla girdi, günlük yaşamımızın merkezine yerleşme yolunda ilerliyor. Tüm dünyada 2025 yılında yapay zekayı aktif olarak kullananların sayısının 900 milyon, en az bir kez kullananların sayısının 1,2 milyar olduğu tahmin ediliyor. 2026 yılında en az bir kez kullananların sayısının 1,6 milyara, düzenli kullananların 1,2 milyara ulaşması öngörülüyor. Gördüğüm, okuduğum kadarıyla yapay zekanın en çok kullanım alanı geleneksel Google araması yapma, sağlık, teknoloji, tarih, hukuk gibi konularda danışmanlık, bilinmeyen kavram açıklamaları, sosyal medya içerik fikirleri ve üretimi, ödev yardımı, eğitim konularında destek, görsel üretimi alanlarına yoğunlaşmış durumda. Bu tablo bireysel kullanım için, kurumsal kullanım alanları işkoluna bağlı olarak çok değişebiliyor. 

Guardian gazetesinde 18 Aralık tarihinde[ii] bir makale yayımlandı, yazıda yeni yapılan bir çevresel etki araştırması anlatılıyor, buna göre yapay zekânın 2025’teki karbon salımının New York City’nin yıllık emisyonuna eşdeğer olabileceğini ve su kullanımının dünyadaki yıllık şişelenmiş su tüketimini aşabileceğini bulmuşlar. Bu sonuçlar, yapay zekanın çevresel maliyetinin yalnızca enerji tüketimiyle değil, veri merkezlerinin soğutma ve altyapı ihtiyaçları da eklenince çok daha geniş bir etki alanı olduğuna işaret ediyor. Rakamlar, yapay zekâ kullanımından kaynaklanan tahmini sera gazı emisyonlarının küresel havacılık emisyonlarının %8’ine yaklaşabileceğini öne sürmektedir. Araştırmalar YZ sistemlerinin 2025 karbon ayak izinin 80 milyon ton karbondioksit emisyonu kadar olabileceğini, kullanılan suyun ise 765 milyar litreye ulaşabileceğini bulmuş. 

Bu yazının daha anlaşılır olması için iki temel kavramı açıklayarak devam edeceğim. Karbon ayak izi ve büyük dil modeli (Large Language Model-LLM) kavramlarını yeterince tanıyorsanız önümüzdeki iki paragrafı atlayabilirsiniz. 

Karbon ayak izi: 

Görsel: Doğan Alpaslan Demir

Bir kişinin, kurumun ya da bir teknolojinin doğrudan veya dolaylı olarak atmosfere salınmasına neden olduğu toplam sera gazı miktarını ifade eder ve genellikle karbondioksit (CO₂) eşdeğeri üzerinden hesaplanır. Bu kavram yalnızca bacadan çıkan dumanı değil; kullanılan elektriğin nasıl üretildiğini, tüketilen ürünlerin hangi koşullarda üretildiğini, taşındığını ve çalıştırıldığını da kapsar. Örneğin bir dijital hizmetin karbon ayak izi, sadece kullanıcının bilgisayarını açmasıyla değil; o hizmeti çalıştıran veri merkezlerinin harcadığı enerji, bu enerjinin fosil mi yenilenebilir mi olduğu ve kullanılan donanımın üretim süreciyle birlikte değerlendirilir. Kısacası karbon ayak izi, “gözle görünmeyen ama ölçülebilen” çevresel bedelin adıdır.

Büyük dil modeli (Large Language Model-LLM) :

Görsel: Doğan Alpaslan Demir

 Devasa miktarda metin üzerinde eğitilmiş, insan dilindeki kelimeler arasındaki ilişkileri istatistiksel olarak öğrenen yapay zekâ sistemlerine verilen addır. Bu modeller, tek tek cümleleri “anlamaz”; bunun yerine bir kelimenin, önceki kelimelere bakarak hangisinden sonra gelmesinin daha olası olduğunu hesaplar. Eğitim sürecinde kitaplar, makaleler, internet metinleri gibi devasa veri kümeleri kullanılır ve model, milyonlarca hatta milyarlarca sayısal parametre aracılığıyla dili taklit etmeyi öğrenir. Sonuçta ortaya çıkan sistem; soru yanıtlayabilen, metin yazabilen, özet çıkarabilen ya da sohbet edebilen bir yapı sergiler. “Büyük” ifadesi, bu modellerin hem eğitildikleri veri miktarını hem de hesaplama gücü ihtiyacını tanımlar.

Başlayalım:

Yapay zekâ (YZ) sistemlerinin karbon ayak izi, üç ana aşamada ortaya çıkar: Büyük dil modellerinin (LLM) eğitimi, çalıştırılması ve altyapı oluşturulması. Sırayla gidelim: 

Büyük dil modellerinin (LLM) eğitimi:  

Görsel: Doğan Alpaslan Demir

Karbon ayak izi açısından en büyük yük modelin eğitimi aşamasında oluşmaktadır. Tek bir büyük model eğitimi, binlerce MWh[iii] elektrik harcayabilir. Bu, binlerce, milyonlarca hanenin yıllık tüketimine eşdeğer olabilir. Elektriğin fosil ağırlıklı olduğu bölgelerde eğitim başına tonlarca CO₂ ortaya çıkabilir. Birçok büyük model güncellemesi bile sıfırdan eğitim kadar çevre kirliliği doğurabilmektedir. Bu nedenle yapay zekâdaki büyüme, beraberinde sürekli yeniden üretilen bir karbon ayak izini taşımaktadır.  

Bir modelin her eğitimi, milyonlarca bireysel sorgudan daha kirleticidir. Karbon ayak izinin büyük kısmı bu aşamada oluşur.

Çalıştırma: Sessiz ama sürekli bir kirlilik sebebidir. Model eğitildikten sonra iş bitmez. Her sohbet, her görsel üretimi, her öneri küresel ölçekte milyarlarca istek devasa bir toplam tüketime sebep olur.  Tek tek kullanıcı sorguları düşük görünebilir ama toplam etki yüksektir. 

Özcesi: “Ücretsiz” görünen her YZ hizmeti, arkada elektrik yakar, CO2 salar, su tüketir. 

Altyapı için oluşturulan veri merkezleri:

Görsel tasarımı: Doğan Alpaslan Demir

Büyük çapta elektrik tüketimine sebep olur; veri merkezleri soğutma için milyonlarca litre su tüketebilir. Kurulumda nadir toprak elementleri gerektirir, ömrü kısa donanım ürünleri muazzam bir elektronik atık yaratır. Büyük şirketler bu açığı kapatmak için yenilenebilir enerji kullandıklarını iddia ederler, kısmen doğrudur, büyük şirketler güneş/rüzgâr anlaşmaları yapıyorlar ama gerçek şudur, şebeke gerçekliği hala fosil ağırlıklıdır ve talep arttıkça temiz enerji yetmemektedir. Yani “yeşil enerji” iddiası şu an için büyük oranda pazarlama dilidir. 

Altyapı için oluşturulan yapay zekâ veri merkezleri, tüm çevresel yıkıcı etkilerine rağmen birkaç ülkede yoğunlaşmış durumdadır; bu bir tercih değil, enerji, sermaye, altyapı ve jeopolitik güç meselelerinin dayattığı bir zorunluluktur. Böylece en azından şimdilik veri merkezleri ağırlıklı olarak ABD ve Çin’de yoğunlaşmış durumdadır. Avrupa’da ise Almanya’da hatırı sayılır sayıda veri merkezi oluşturulmuştur. YZ modellerinde elektrik, veri merkezinin kurulu olduğu ülkede tüketilir. Şebeke yükü, fosil yakıt kullanımı, karbon salımı orada artar. ABD, Çin, Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinde bölgesel elektrik krizleri yaşanmasının sebeplerinden belki en önemlisi veri merkezlerinin mevcut enerji altyapısındaki kırılganlıkları görünür hâle getirmesidir. Elektrikle bitmiyor, işin içinde su tüketimi de var. Büyük veri merkezleri sunucuların soğutulması için milyonlarca ton su kullanır. Kurak bölgelerde kurulan merkezler yerel halkla aynı suyu paylaşır ve bazı yörelerde “toplumsal itirazlar” şimdiden başlamıştır. 

Yoğun veri merkezi kümeleri bulundukları bölgede ısı adası etkisi yaratmaktadır. Bunun sonucu olarak soğutma için daha fazla enerji kullanıldığında kırılması zor bir kısır döngü başlar.  

Görsel: Doğan Alpaslan Demir

Veri merkezlerinde kullanılan pek çok donanım 3–5 yıl içinde hurdaya ayrılır ve elektronik atık (e-Atık) çöplükleri oluşur. Bu atıklar, içerdikleri kurşun, cıva, berilyum ve krom gibi zehirli maddeler nedeniyle hem insan sağlığı hem de ekosistemler için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler ’in Küresel Elektronik Atık İzleme Raporuna göre 2022’de dünya genelinde 62 milyon ton e-atık üretilmiş, bunun yalnızca yüzde 22,3’ü resmi olarak toplanarak geri dönüştürülmüştür. Geri kalan devasa miktar ise 62 milyar dolar değerinde kayıp kaynak anlamına geldiği gibi topluluklar için artan toksik madde riski yaratmaktadır. Zengin ülkeler bu atıkları gönderecek yoksul ülkeler buldukları zaman küresel sömürü ve kirlilik büyümeye devam eder. 

Veri merkezleri olan ülkeler yoğun karbon emisyonuna sebep olur ama teknolojik ve ekonomik kazancın tümüne sahip olur. Veri merkezi olmayan ülkeler kazanç elde edemez, elektronik çöplüklerin yükünü omuzlar ve iklim krizinin bedelini öder. Üstelik ülkelerinin tüm verileri de başka ülkelerin, küresel şirketlerin elinde olur. Böylece teknoloji eksenli yeni bir sömürgeciliğin gelişmesi kaçınılmazdır. 

Kapitalizmin doğası ve gereği olarak, YZ odaklı şirketlerin pazar değerleri için trilyon dolar rakamları telaffuz ediliyor. Rekabet kaçınılmaz, giderek daha çok sayıda küresel oyuncu pastadan pay almaya ve/veya kendi pastalarını üretmeye çalışıyor. Ama piyasanın büyük oyuncuları elde ettikleri gelişmeleri paylaşmadıkları için her yeni oyuncu kendi modellerini “sıfırdan” başlamak üzere yeniden üretiyor. Sonuç olarak önümüzdeki dönemde karbon ayak izi hacminin katbekat artacağını söyleyebiliriz. 

Peki ne yapmalı? 

Görsel: Doğan Alpaslan Demir

İlk soru şu! Bireysel kullanıcı olarak etkimiz ne kadar? Tek tek bakıldığında, metin sorguları ve görsel üretimi olarak “Benimkinden ne olacak?” duygusu anlaşılabilir. Ama toplamda bakıldığında milyonlarca kullanıcının milyarlarca sorgusu bu bireysel etkiyi büyütecektir. Tek başına yeterli olmasa da aynı soruyu 10 kez sormamak, sırf eğlence ve merak için ağır videolar, 3D ve yüksek çözünürlüklü görseller, otomatik çalışan botlar kullanmamak toplam yükü biraz olsun azaltabilir. Nedir, samimi olarak söylemek gerekirse oluşagelen sorunun çözümünde küresel siyasi aktörler, kurumlar ve devletlerin müdahalesi olmadan yol alınamaz. Neden? 

Çünkü çözülmesi zor ve hatta olanaksız çıkar çatışmaları var: Rekabet korkusu yani biz kısıtlarsak Çin/ABD bizi geçer korkusu had safhaya gelmiştir, ulusal güvenlik ve askerî kullanım endişesi, lobi ve sermaye baskısı ürkütücü boyuttadır. Büyük teknoloji şirketlerinin karbon ayak izini ölçmeye yarayacak verileri ve model eğitim maliyetlerinin bilgisini paylaşmaya yanaşmayışı kamuoyunun bilgilenmesini engellemektedir.  Yani bütün bu politik tercihlerin sonucu ortaya çıkan karanlık tablonun sebebi küresel şirketlerin, “egemen devletlerin” daha çok kazanmaya doymayan hırslarıdır. 

DİPNOTLAR


[i] Orson Scott Card: (1951– ), Amerikalı bilimkurgu ve fantezi yazarıdır. Askerî strateji, çocukluk, otorite, etik ve savaşın ahlâkı gibi temaları sert ve doğrudan biçimde işler.

[ii] https://www.theguardian.com/technology/2025/dec/18/2025-ai-boom-huge-co2-emissions-use-water-research-finds?utm.com

[iii] MWh (megawatt-saat) bir enerji birimidir. Güç değil, harcanan ya da üretilen toplam enerjiyi ifade eder.

KAYNAKLAR

1-https://explodingtopics.com/blog/ai-market-size-stats?utm.com

2-https://www.reuters.com/technology/openai-discussed-raising-tens-billions-valuation-about-750-billion-information-2025-12-18/?utm.com

3-https://timesofindia.indiatimes.com/business/international-business/nvidia-becomes-worlds-first-5-trillion-company-shares-surge-5-on-chip-demand-ai-partnerships-drive-record-valuation/articleshow/124904188.cms?utm.com

4-https://www.cumhuriyet.com.tr/surdurulebilirlik/iklim-sozlugu-e-atik-2455942

5-https://www.theguardian.com/technology/2025/dec/18/2025-ai-boom-huge-co2-emissions-use-water-research-finds?utm.com

6-https://vu.nl/en/news/2025/ai-s-hidden-carbon-and-water-footprint?utm.com

7-https://www.iea.org/reports/energy-and-ai/energy-demand-from-ai?utm.com

8-https://www.reuters.com/technology/artificial-intelligence/global-trade-war-may-produce-headwinds-nascent-ai-sector-iea-says-2025-04-10/?utm.com

9-https://www.reuters.com/business/energy/ai-data-centers-are-forcing-obsolete-peaker-power-plants-back-into-service-2025-12-23/?utm.com

10-https://www.ft.com/content/73e02356-adbd-4054-bd6e-bd6c8489f094?utm.com

11-https://www.techradar.com/pro/no-wonder-theres-a-bubble-study-claims-nearly-all-of-the-worlds-data-centers-are-built-in-the-wrong-climate?utm.com

12-https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/electronic-waste-%28e-waste%29?utm.com

13-https://www.itu.int/en/ITU-D/Environment/Pages/Publications/The-Global-E-waste-Monitor-2024.aspx?utm.com

14-https://www.unep.org/news-and-stories/story/electronic-waste-surges-countries-look-answers?utm.com

15-https://energy.ec.europa.eu/news/focus-data-centres-energy-hungry-challenge-2025-11-17_en?utm.com


Doğan Alpaslan Demir sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yapay zekanın karbon ayak izi” üzerine 6 yorum

  1. Kapitalizm kelimesi kullanmadan kapitalizmi anlatmışsınız. Çok başarılı bir yazı olmuş. Üstelik benim gibi teknoloji cahili bile anlayacak şekilde yazmışsınız. Yazar olmak bu işte. Suat Kahraman

    Beğen

  2. Çok ürkütücü ve sonu karanlık bir tablo çizmişsiniz. Umarım devletler, uluslararası örgütler çok gecikmeden tedbir alırlar.

    Beğen

  3. anca yarısını anladım ama anladığım kadarından ürktüm. Cahilliğimden sevinsem mi bilemedim.

    Beğen

Yorum bırakın