Ortadoğu’da Jenga Kulesi: İran Savaşının Dinamikleri

Modern savaşların en ölümcül silahları bazen füzeler değil, toplumların içindeki fay hatlarıdır

Savaş halindeki ülkelerin en zayıf noktası çoğu zaman askeri değildir. Hedef alınan noktalar askeri ve yönetim tesisleri, havalimanları, rafineriler, silah fabrikaları gibi “stratejik” tesisler olmayabilir. Dil, etnik yapı, kabile ve klan ilişkilerinin kalıntıları, kadim düşmanlıklar ve ideolojik kodlar pek çok toplumun en kırılgan fay hatlarını oluşturur. Saldırıldığında oluşan hasar, füze ve bombalardan çok daha yıkıcıdır. 

Fay hatlarının kırımı toplumları yerle yeksan eder

Yirminci yüzyılda emperyal devletler bu gerçeği çok erken fark etmişlerdir. Bir ülkeyi işgal etmek asker ister, para ister, silah ister, lojistik ister; ister oğlu ister… Üstelik bir de işgal ettiği ülkenin milliyetçi damarları kabarırsa kendi kamuoyunu ikna edemeyeceği can kayıpları meydana gelir. Oysa bir toplumun içindeki zayıf fay hatlarını harekete geçirmek ucuzdur; istihbarat ağları, diplomatik ilişkiler ve hatta kültürel faaliyetler içinde sunulan ideolojik kod değişimleri fayları kırmakla kalmaz, çatır çatır çatlatır, toplumu yerle yeksan eder. Emperyal güçlerin askerleri ölmez, işgali “yerel dinamikler” çok daha ucuza yaparlar.

Ortadoğu bu stratejinin en büyük laboratuvarlarından biri olmuştur

Irak; kuzey bölgesi fiilen Kürt özerk bölgesi oldu, güneyde Şii siyasi ve milis ağları güç kazandı, merkezde ise Sünni Arap bölgeleri istikrarsız ve radikal örgütlerin etkisiyle kırıldı. Tüm bu sürecin merkezinde ABD istihbarat örgütleri vardı. Farklı aktörlere siyasi güç, ekonomik kaynak ve yerel meşruiyet vaat edilerek koca ülke üç lokmada yutulacak kıvama geldi. 

Suriye iç savaşı da benzer bir mantıkla ilerledi, baskıcı Esad rejimine karşı gelişen protestolar mezhepsel ve etnik milis ağlarına dönüştü. Kürtler kuzeyde özerk bir alanı kontrol etmeye başladılar, rejim güçleri giderek zayıflarken diğer muhalif radikal dinci örgütler dış aktörlerin desteği ile yönetimi ele geçirdiler. ABD, Rusya, İran ve İsrail’in çıkar mücadeleleri ekseninde zayıf ve bitik bir Suriye kaldı. 

Libya’da da durum benzerdi; NATO müdahalesinin ardından merkezi devlet otoritesi dağıldı, geleneksel düşmanlıklara dayalı kabile yönetimlerinin kontrolündeki güçlerin denetiminde parçalı bir yapı oluştu. Hillary Clinton’un Muammer Kaddafi’nin ölümüne ilişkin söylediği “geldik, gördük ve o öldü”[i]cümlesi kurtların artık kuzu postuna gereksinim duymadıklarını gösteriyordu. 

Afganistan’da bu stratejik oyunun en uzun ve dramatik sürümü sahnelendi. Emperyal işgaller, kabile ağları, etnik rekabetler arasındaki 40 yıl devam eden savaş sonunda, şiddetin yeniden üretildiği bir zeminde radikal dini örgütler ülke yönetimini ele geçirdi. 

Domino etkisi

Gördüğümüz kadarıyla aynı strateji yeniden gündemde. ABD ve İsrail’in üstün savaş makinasının sürdürdüğü hava bombardımanlarının rejimi köklü bir biçimde değiştiremeyebileceği anlaşıldı. Bu yüzden ülkenin batısındaki Kürt bölgeleri jeopolitik hesapların güç merkezine yerleşmiş durumda. Hem İran’daki Kürt nüfusunun büyüklüğü hem de Irak’ın dağlık coğrafyasında faaliyet gösteren örgütlü gruplar bu tür hesaplar için uygun görülmektedir. Mantık basit, batıda açılacak milis/gerilla cephesi İran güvenlik güçlerinin o bölgeye kaymasını sağlayabilir. Bu ise merkezdeki güvenlik zafiyeti sonucu bir halk ayaklanması veya darbenin başarı şansını arttırabilir. Tabii bunun yaratacağı domino etkisinin ülkenin dört köşe bucağına yayılabileceği öngörülüyor. 

Kürt örgütleri İran savaşında 

ABD’nin İran’daki Kürt muhalif gruplarla görüştüğü, silah ve operasyon desteği vadettiği iddia ediliyor. Bazı Kürt gruplarının Irak sınırında uygun koşul beklediği ve İran’a girebileceği de haberler arasında. İran’daki Kürt nüfusunun %10-15 civarında olduğu, örgütlü ve silahlı birliklerin azımsanmayacak bir güce sahip olduğu düşünüldüğünde bu plan tutar görünüyor… 

Sahayı bir dama ve hatta satranç oyun tahtası gibi okursanız İran’ın hiç şansı kalmamış görünüyor. Ama hata burada, İran savaşı iki oyunculu bir satranç tahtası değil, çok oyunculu bir jenga oyununa dönüşmüş durumda. Açıklayacağım!

En stratejik hata, İran- Irak hattındaki Kürt gruplarını/örgütlerini bir bütün olarak görerek başlıyor. Aralarında hem ideolojik hem de aşiret düzeninden kalma köklü ayrılıklar bulunuyor. Örneğin yakın zamanda ittifak kuran beş Kürt örgütünün yöneticilerinden biri olan Karim Parwizi, İran’da silahlı operasyon başlatılıp başlatılmayacağı konusunda kendi aralarında mutabakat olmadığını açıkladı. Neden mutabakat oluşturamıyorlar? Kürtler ABD ve İsrail ile yapılan ittifaklar konusunda şüpheye sahipler; çünkü çoğu kez bu ittifakların araçsal, geçici ve ilkesiz olduğunu acı deneyimlerle öğrendiler. Bu haliyle Kürtler İran’ı tümden parçalayacak ve ülkeyi büyük bir yıkıma sürükleyecek sürecin parçası, ABD aparatı olmak istemeyebilirler. İran Irak savaşı sırasında, Körfez savaşında, Suriye iç savaşında ABD ile ittifak yapan Kürt örgütleri yoğurdu buzlu ayran olarak içmeyi öğrendiler. ABD’nin Kürt politikasını basit bir “ABD destekli ayrılıkçılar” hikayesine indirgemek gerçeği fazla düzleştirmektir. Çıkarları doğrultusunda yine geçici ittifaklar yapabilirler ama tüm Kürt örgütlerinin CIA ve MOSSAD’ın peşine düşeceklerini ummak safdillik olacaktır. 

Bir Rejimin Anatomisi

ABD savaşın uzamasından tedirgin, kendi kamuoyundaki destek düşüyor, savaşın maliyeti artıyor ve İran direnmeye devam ediyor, Hürmüz Boğazını da kontrol etmeyi sürdürüyor. Yani İsrail ve ABD ittifakı, savaşın bir rejim karşıtı ayaklanmaya ve kırılan etnik/dini fayların sürüklediği bir iç savaşa evrilmesini sağlamak zorunda. Oysa İran’daki siyasi gelişmeleri iyi okumak gerekiyor. İran bilindiği gibi İslam “devriminden” bu yana bir saç ayağı tarafından yönetiliyor. Dini lider, Devrim muhafızları, Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulundan mürekkep bir üç ayak. Merkez figür hiç kuşkusuz dini lider. İran siyasal sistemi görünürde cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından yönetilen bir cumhuriyet olsa da asıl güç dini liderin ve Devrim Muhafızları’nın oluşturduğu çekirdek yapıdadır. Ayetullah Humeyni Şah rejimini değil monarşiyi devirdi. İlk iki dini lider Ayetullah[ii] unvanını taşıyordu. Şimdiyse “Ayetullah” unvanına sahip olmayan, öldürülen Ali Hamaney’in oğlu sıfatıyla, monarşiye özgü bir yöntemle dini lider seçilen Mücteba Hamaney “devlet başkanı” oldu[iii]. Bu gelişmeyi ben, saç ayağındaki güç dengesinin değiştiği ve İran’daki güç dengelerinin Devrim Muhafızları lehine radikal biçimde değiştiği şeklinde okuyorum. Teokratik yönetim, milliyetçi/faşizan bir diktatörlüğe evriliyor. Önemli mi, evet. Bu haliyle etnik güçlere dayalı fay hatlarındaki hareketlilik, devleti daha da milliyetçi ve sert hale getirir. Bu durum, fay hatlarına dayalı bir iç savaş olasılığını düşürür. Üstelik ABD ve İsrail’in saldırıları sürerken ekonomik kıskaçtaki toplumun ayaklanması beklenemez; en azından hava saldırıları bitene kadar. 

Satranç değil jenga

İran savaşı satranç değil, çok oyunculu bir jenga oyununa dönüşmüş durumda. Jenga basit bir denge oyunudur. Tahta bloklardan oluşan bir kule kurulur. Oyuncular sırayla kulenin alt ve orta katlarından tek bir blok çeker ve çektiği parçayı kulenin üstüne yerleştirir. Her hamle kuleyi biraz daha dengesiz hale getirir; tıpkı çekilen her etnik blok veya zayıflatılan her merkezi kurum gibi… Sonunda bir oyuncunun çektiği parça kuleyi devirdiğinde oyun biter. Satranç tahtasında bir taşı devirip oyunu kazanabilirsiniz ama jengada tüm taşlar dağılır ve parçaları tüm bölgeye yayılır. 

DİPNOTLAR


[i] https://www.youtube.com/watch?v=mlz3-OzcExI

[ii] Ayetullah Şii mezhebinde önemli bir dini unvan, etimolojik kökeninde “ayet” sözcüğü bulunuyor. Kuran-ı Kerim’de Allah’ın alamet ve işareti anlamında kullanılan ayet sözcüğünden üretilen Ayetullah unvanı, özellikle 19. yüzyıldan itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlamış. Ayetullah unvanı iyi din bilgisine sahip ve toplumu etkileme becerisine sahip din alimleri için kullanılıyor. 

[iii] Dini lider seçildikten sonra kendisine “Ayetullah” unvanı verildi ancak bu durumun dini otoriteler arasında ciddi bir meşruiyet tartışması yarattığını söyleyebiliriz. Mücteba Hamaney, babasının ölümüne kadar Şii hiyerarşisinde orta düzey bir rütbe olan “Hücetülislam” unvanına sahipti. Şii geleneğinde “Dini Lider” olabilmek için normal şartlarda en üst düzey rütbe olan “Ayetullah” olmak gerekir.

KAYNAKLAR VE EK OKUMALAR

https://apnews.com/article/kurdish-dissident-groups-iran-war-iraq-f76efe372becb7d80d3ed026791e67ba

    https://ridl.io/war-in-iran-what-comes-next/

    https://www.atlanticcouncil.org/dispatches/how-would-a-kurdish-offensive-change-the-war-in-iran/?utm

    https://www.specialeurasia.com/2026/03/05/iran-kurdish-incursion/?utm

    https://www.fr.de/politik/mojtaba-khameneis-wunden-koennten-helfen-den-schatten-obersten-fuehrer-am-leben-zu-halten-zr-94213878.html#

    https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/barzani-nin-iran-daki-temsilcisi-bati-ile-temas-halindeyiz-2486106

    https://www.fr.de/politik/wie-vietnam-und-irak-trump-wiederholt-im-irankrieg-vergessene-fehler-zr-94211735.html

    https://www.fr.de/politik/ein-gewinner-ist-erdogan-trumps-iran-krieg-trifft-achse-der-boesen-um-xi-und-putin-zr-94210070.html

    https://taz.de/Nahostexperte-ueber-Iran/!6160624/

    https://taz.de/Kurden-im-Irankrieg/!6160210/

    https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/trump-in-kurtlerin-iran-a-saldirmak-istemeleri-harika-sozleri-tartisma-yaratti-bu-irak-ta-cok-kanli-bir-kurt-sii-catismasina-yol-acabilir-2484675

    https://taz.de/Wirtschaft-in-Iran/!6159682/


      Doğan Alpaslan Demir sitesinden daha fazla şey keşfedin

      Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

      Yorum bırakın