Bak ona! Bakma!

Öykü Bir yanağı ağzındaki yapraklarla şişmiş, arkadaşlarıyla sohbet ede ede gat[1] çiğneyen, bir yıl daha dayanırsa sekiz yaşında olacak onu, kırk yaşındakine satabilecek kadar geniş bir çevreye sahip olan, evden bir boğaz eksildiyle sevinip, yürek güm güm ağızda, tabii ki tenhada, çok para görmemiş beyniyle 10.000 Suudi Riyalini tekrar tekrar sayarken önce motorsiklet!  Aman da aman, ne hava atarımla şişinen, ana kız çıkar de mi bu akşam, … Okumaya devam et Bak ona! Bakma!

Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Almanya’da 1945 yılında salgın halindeki intiharlar

1945 Ocak ayında SSCB Kızılordu’su Polonya’ya ulaşıp Almanya sınırına dayanmıştır. Aynı günlerde müttefik ordularının öncü tümenleri de General George Patton komutasında geri çekilen Alman birliklerinin peşinde Saar nehrini geçmeye hazırlanıyordu. Bu tarihten itibaren Alman toplumunda intihar vakaları başlamış, Nisan ayı geldiğinde büyük artış göstermiştir. İntiharlar yargılanmaktan korkan Nazi yöneticileri ve askeri personelden ibaret değildir. 30 Nisan’da Adolf Hitler’in intiharını müteakiben zirveye çıkan intihar dalgası toplumun … Okumaya devam et Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Almanya’da 1945 yılında salgın halindeki intiharlar

Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Normandiya çıkartması, Berlin Duvarı, Yalta ve Potsdam konferansları

Stalin’in savaşın süresini kısaltmak ve can kayıplarını azaltmak amacıyla Avrupa’da ikinci cephe açılması önerisi sonunda kabul edildi; tam üç yıl sonra, 10 milyon Sovyet vatandaşı öldükten, SSCB Kızılordusu Alman saldırısını püskürtüp karşı saldırıya geçtikten sonra ABD, İngiltere ve diğer müttefikler ikinci cephe açmak üzere Normandiya çıkartmasını gerçekleştirdiler. Normandiya çıkartmasının 2. Dünya Savaşı’nın sonunu getirdiğine dair yaygın bir kanı vardır. Bu iddia ABD, İngiltere ve diğer … Okumaya devam et Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Normandiya çıkartması, Berlin Duvarı, Yalta ve Potsdam konferansları

Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Mihver Devletlerinin yapılanması ve SSCB Londra Büyükelçisi Mayski’nin günlükleri

Okuyacağınız yazı bir hipotez sunuyor: Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişecek olan neo faşizmin ideolojik alt yapısına ait “taslak proje”, Almanya’nın 1941 yılında SSCB’e saldırısından sonra İngiltere ve ABD’nin tutumuyla şekillenmeye başlamıştır. Bu projenin Potsdam Konferansında[i]perçinlendiğini, Nürnberg mahkemelerinde, denazifazikasyon[ii] uygulamalarında ve sonrasında diğer hukuki süreçlerde temelinin atıldığını görüyoruz. Bu temelin üstüne, 1945 sonrası kurulan Federal Almanya hükümeti Nazizm’in yeni bir aşırı sağ siyasal yapıya dönüşmesine, canlı … Okumaya devam et Avrupa’da aşırı sağın tarihi: Mihver Devletlerinin yapılanması ve SSCB Londra Büyükelçisi Mayski’nin günlükleri

Avrupa’da Aşırı Sağ: Adolf Hitler’den Marine Le Pen’e

Birinci Dünya Savaşı sonrası İtilaf Devletleri ile Almanya arasında imzalanan Versay Antlaşması, Avrupa’da faşist ideolojinin gelişmesinin ve İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli nedenlerinden biridir.  Bu antlaşmayla savaşın mağlubu Almanya’ya çok ağır koşullar dikte ettirilmiştir.  Bismark’ın kurduğu Almanya yıkılmış, yeni bir Avrupa haritası çizilmiştir. Avusturya, Çekoslovakya, Polonya bağımsızlığa kavuşmuş, Litvanya devleti kurulmuş; içinde çok sayıda Alman vatandaşının yaşadığı bazı topraklar Fransa, Belçika, Danimarka sınırları içinde kalmıştır. Almanya ödeyebileceğinin … Okumaya devam et Avrupa’da Aşırı Sağ: Adolf Hitler’den Marine Le Pen’e

İNKILAPLARI DOĞURAN HAMLELERDİR

Bu yazıyı aşağıdaki linkten sesli olarak dinleyebilirsiniz. Önsöz Bir ulusu oluşturan bireylerin yaşadıkları toplumun tarihiyle yüzleşmesi ve hatta hesaplaşmasının önemli olduğuna inanırım. Doğal olarak bunu yapabilmek için bir tarih bilincine ve kaynaklara dayanan kültürel, entelektüel birikime gereksinim olduğunu kabul etmek gerekir. Aksi halde ezberlerimize kazınmış ilkokul bilgilerinden, sloganlardan ve marşlardan oluşan, liderlerin kahramanlıklarına dayanan, sorgulamayan, dogmalardan ibaret bir tarih bilincine sahip oluruz. Hal böyle olunca … Okumaya devam et İNKILAPLARI DOĞURAN HAMLELERDİR

Hurafelere ve Bilim Düşmanlığına Karşı Şiirli Cumalar: İbrahim Zeki Burdurlu

Şiirli Cumalar muhafazakâr bir toplum olmaya, yobazlığa, nefret diline, hurafelere, faşizme, bilim düşmanlığına, Ortadoğu bataklığına gömülmeye karşı bir duruş ve direniştir. Bu hafta için seçtiğim şair genç kuşak okurlar tarafından az tanınan, buna karşılık özgün dil yapısıyla edebiyatımızın çok önemli isimlerinden biri olan İbrahim Zeki Burdurlu, 1922- 1984 yılları arasında yaşamıştır.  İbrahim Zeki Burdurlu, 1922 yılında Burdur‟un Üç Dübek mahallesinde, Mevlâna sokağında, döşeme taşlı, dar … Okumaya devam et Hurafelere ve Bilim Düşmanlığına Karşı Şiirli Cumalar: İbrahim Zeki Burdurlu

Nefret Diline ve Faşizme Karşı Şiirli Cumalar: Hasan Basri Alp

Şiirli Cumalar muhafazakâr bir toplum olmaya, yobazlığa, nefret diline, hurafelere, faşizme, bilim düşmanlığına, Ortadoğu bataklığına gömülmeye karşı bir duruş ve direniştir. Bu hafta için seçtiğim şair Hasan Basri Alp, 1912- 1945 yılları arasında yaşamıştır. Çorum’un Mecitözü ilçesinde dünyaya gelmiştir; babası emniyet teşkilatında çalışan Komiser Mehmet Şakir Efendi’dir. 1918 yılında annesi Fatma Hanım vefat eder, Hasan Basri altı yaşındadır. Yıllar sonra, ortaokul yıllarında annesinin ölümüyle ilgili … Okumaya devam et Nefret Diline ve Faşizme Karşı Şiirli Cumalar: Hasan Basri Alp

31,000 Yıl Önce Ampütasyon

Ampütasyonun ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz, Fransızcadan dilimize geçmiş tıbbi bir terim; kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması anlamına geliyor. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi ampütasyon ameliyesi, gelişmiş cerrahi prosedürlere, kapsamlı insan anatomisi bilgisine ve hatırı sayılır teknik beceriye sahip olmayı gerektiren karmaşık bir tıbbi eylemdir. Tıbbın tarihsel gelişimi ile ilgili hâkim görüş, yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik tarım toplumlarının ortaya … Okumaya devam et 31,000 Yıl Önce Ampütasyon

Seul’den İzmir’e: İki Müze!

Bu yazımda İzmir Arkeoloji Müzesinde çektiğim bir kedinin fotoğrafı “üzerine” yazacağım; fotoğrafı çektiğim pazar gününün öğle vaktinde, müzenin benim dışımdaki tek ziyaretçisi ve belki de ev sahibi olduğu için kıymetli bir kedicik bu. Bakışlarındaki “ne işin var burada?” istihzasını görüyorsunuzdur.  İzmir Arkeoloji Müzesi, Fotoğraf DOGAN ALPASLAN DEMIR. Kedinin arka planındaki devasa küpün adı dolium; Antik çağda zeytinyağı, şarap, tahıl vb. saklanmasında yaygın olarak kullanılmış. Deniz … Okumaya devam et Seul’den İzmir’e: İki Müze!