SİVRİSİNEK

Uzun yıllar önceydi, 35-36 yıl geçmiş; Antalya’nın turistik bir beldesinde poliklinik yapıyordum. Ülkesini hatırlamıyorum, Avrupalı orta yaşlarda bir erkek turistin muayenesini yapıp reçetesini verdikten sonra kısa bir konuşma geçti aramızda. İnsan bu kadar yıl sonra hatırlar mı? Böylesi unutulmaz, akıldan da çıkmaz. Konuşmamız bana sorduğu “sıtma” sorusuyla başlamıştı.  Neyse ki soru bildiğim yerden gelmişti; hatta Sabahattin Ali’nin sıtma üzerine yazdığı kısa öyküsü “Sulfata”yı[i] yeni okumuştum, genç … Okumaya devam et SİVRİSİNEK

Bir Fotoğraf Hikayesi: Barış Günü mü?

Bugünün fotoğrafı bize barış, huzur, rehavet duyguları veren bir balıkçı teknesi. Gözlerimizin dalmasına, içimizin geçmesine izin verdiğimiz bir ruh haline çağırıyor bizi.  İşte böyle bir huzur uykusundaki Polonya, 1 Eylül 1939 sabahı Alman tanklarının ülkeyi ezip geçmesiyle uyandı. II. Dünya Savaşı başlamıştı.  Almanya’nın Polonya işgali ile dünya savaşının başlaması ilköğretim 5-6. sınıf bilgisi; “kötülerin en kötüsü” Adolf Hitler, 6 yıl boyunca dünyayı ateş ve kana … Okumaya devam et Bir Fotoğraf Hikayesi: Barış Günü mü?

Bir Fotoğraf Hikayesi: Deve Dikeni ve Panait Israti

Bu yazıyı 1 dakika 20 saniye içinde okuyabilirsiniz. Bugün sizinle paylaşacağım fotoğraf bir diken, deve dikeni. Kısa bir süre önce köpeğim Hektor’la yaptığımız yürüyüşlerden birinde çektim. Deve dikeni yerküremizde en çok sembol olmuş bitkilerden biridir, belki de ilk sıradadır. Hristiyan inancında kutsaldır, Anadolu’da Meryem Ana dikeni olarak da bilinir. İskoçya’nın sembollerindendir. Ana Britannica ansiklopedisinin logosudur. Tıpta uçsuz bucaksız bir kullanım alanı bulmuştur. Ama benim için … Okumaya devam et Bir Fotoğraf Hikayesi: Deve Dikeni ve Panait Israti

Bir Fotoğraf Hikayesi: Minimalist Çiçek

Sosyal medyada her gün bir fotoğraf paylaşıyorum; bugünün kısmetine kırmızı bir çiçek düştü, nedir, bu çiçek “kötü yola düştüğümün” de kıpkırmızı bir resmidir. Çünkü hiç tarzım olmadığı halde “minimalist” bir fotoğraf çekmiş ve onu sizinle paylaşmış bulunuyorum. Bugün o “kötü yola” düşmüşlüğün hikayesini anlatacağım.  Minimalizmi sevmedim, sevemedim! Minimalistler nesneleri tarihinden, kültürel ve çevresel bağıntılarından temizleyerek, duygu ve biçimsel özelliklerinden ayıklayarak, “arınmış” bir sanata ulaşmaya çalıştıklarını … Okumaya devam et Bir Fotoğraf Hikayesi: Minimalist Çiçek

Bir Karga Fotoğrafının Hikayesi

Aşağıdaki karga fotoğrafını yeni çektim. Bundan 2-3 yıl önce şehir içinde karga fotoğrafı çekmek için şansa güvenmek ve bir kargaya denk gelmek için oldukça dolanmak gerekirdi. Şimdi sokağa her çıkışımda rastlaşıyoruz.  Doğada biyoçeşitliliğin değişimi çok yavaştır. Nedir, kentlerde, özellikle son yıllarda baş döndüren bir hızla biyoçeşitliliğin yeni bir formata evrildiğini görüyoruz. Bazı hayvan türlerinin sayısı hızla artıyor. Eskiden deniz kenarlarında yaşayan martılar kentlerin içlerine yayıldı, … Okumaya devam et Bir Karga Fotoğrafının Hikayesi

Marina Tsvetayeva: “İnsan olmayanların yarattığı kaosta yaşamayı reddediyorum”

Moskova’da, bugün muhaliflerin pencerelerden düşüp düşüp öldüğü şehirde, ağzında gümüş kaşıkla doğar Marina Iwanowna Tsvetayeva. Ad ve soyadının baş harflerinin işlenmiş olduğu, aynı ailede nesiller boyu bebekten bebeğe aktarılması umut edilen bu kaşığın kendisinden çok ama çok daha uzun süre Çarlık Rusya’sının, iç savaşın[i], 2. Dünya savaşının, 1917 Ekim Devrimi’nin koşullarına el değiştire değiştire dayanabildiğinden bihaber 49 yıl yaşamıştır. Ah! Neler, kimler, nereler sığmıştır 1892-1941 … Okumaya devam et Marina Tsvetayeva: “İnsan olmayanların yarattığı kaosta yaşamayı reddediyorum”

Yobazlığa Karşı Şiirli Cumalar: Aşık Seyrani

Şiirli Cumalar muhafazakâr bir toplum olmaya, yobazlığa, nefret diline, hurafelere, bilim düşmanlığına, Ortadoğu bataklığına gömülmeye karşı bir duruş ve direniştir. Bu hafta için seçtiğim şair Aşık Seyrani, 1800- 1866 yılları arasında yaşamıştır. Doğum tarihinin 1806 veya 1807 olduğuna dair kayıtlar da vardır. Kayseri’nin Develi (eski adı Everek) kazasında doğmuştur. Aşık Seyrani’nin yaşamı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır. Babası yoksul bir mahalle imamı olan Cafer Efendi’dir. Çocukluk … Okumaya devam et Yobazlığa Karşı Şiirli Cumalar: Aşık Seyrani

Mavi Denizanası Sokmalarında İlk Yardım 

Son günlerde özellikle Ege kıyılarında, mavi denizanalarının sayısının arttığına dair haberler sosyal medya ve geleneksel basında yer alıyor. Mavi denizanası sokmasında tedavi ve ilk yardıma ilişkin internet ortamında çok bilgi bulunsa da bunların büyük kısmı hatalı uygulamalar içeriyor. Olabildiğince kısa, denizanası sokmalarında ilk yardım uygulamalarını ve sık yapılan hataları aşağıdaki yazıda derledim.  Denizanası sokmasının belirtileri: -Denizanasının soktuğu yerde ağrı, şişlik, kaşıntı ve yanma, karıncalanma vardır.   … Okumaya devam et Mavi Denizanası Sokmalarında İlk Yardım 

Kalsın, üstü de kalsın; bugün Fotoğrafçılık Günü!

Bugün Dünya Fotoğrafçılık Günü, 19 Ağustos. Telaş etmeyin, günün anlamı üzerine yazmaya niyetim yok. Biraz hasbıhal, bir fıkra ve fotoğraf; bu kadar.  Veriler çelişkili, anladığım kadarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %80’i akıllı telefon kullanıyor; bu hesapça yerküremizdeki “fotoğrafçı” sayısı 6,5 milyar kişiye ulaşmış. Birisi çıkıp “Dünya fotoğrafçıları birleşin” dese yer gök yerinden oynar. Anlamadığım, cevabını veremediğim soru şu: 6,5 milyar “fotoğrafçının” bu “anlamlı gününün” bu kadar … Okumaya devam et Kalsın, üstü de kalsın; bugün Fotoğrafçılık Günü!

Yobazlığa Karşı Şiirli Cumalar: Aşık Kul Hasan

Şiirli Cumalar muhafazakâr bir toplum olmaya, yobazlığa, nefret diline, hurafelere, bilim düşmanlığına, Ortadoğu bataklığına gömülmeye karşı bir duruş ve direniştir. Değerli okurlarım, hepinize ŞİİRLİ CUMALAR diliyorum. Bu hafta için seçtiğim şair 1933- 2010 tarihleri arasında yaşamış olan Aşık Kul Hasan’dır. Onu, neredeyse öldüğü gün unutmaya yatmışız, bu hafta Şiirli Cumalar’da onu hatırlayacağız.   Asıl adı Hasan Gören olup Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Emir İlyas köyünde doğmuştur. XX. … Okumaya devam et Yobazlığa Karşı Şiirli Cumalar: Aşık Kul Hasan