Ölüm Yönetimi Endüstrisi

9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü.

Yani yılın bir günü, sigaraya “zararlı” demek için küresel olarak anlaştığımız gün. Geri kalan 364 günde ise tütün üretimiyle, vergisiyle, reklamlarıyla, bağımlılığıyla, hastalığıyla ve tedavisinde kullanılan ilaçlarıyla gayet kazançlı bir ekonomik aktör olarak çarklarını çevirmeye devam eden bir endüstri var.

“Sigara sağlığa zararlıdır” cümlesi, günümüz dünyasının en işlevsiz ve en etkisiz cümlelerinden biridir. Zararlarını herkes bilir; kimse gerçekten umursamaz. Öyle ki “Sigara iktidarsızlığa yol açar” gibi sloganlar bile ciddiye alınmaktan çok alay konusu olur. Çünkü sigarayı bırakmak için kullanılan bilimsel bilgi, bağımlılıkla baş edememektedir. Dünyada her gün milyonlarca insan sigarayı bırakmayı dener; ancak gerçekten uzun süre bırakabilenlerin oranı hâlâ tek haneli yüzdelerde gezinir. Hatta birçok ülkede bu oran zamanla düşmektedir.

Bu nedenlerle sigarayı öncelikle bir sağlık sorunu olarak tanımlamak eksiktir. Sigara, kusursuz işleyen bir endüstriyel döngüdür.

Tütün seni bağımlı yapar.

Sigara her gün sağlığından küçük parçalar koparır.

Üreten kazanır, dağıtan kazanır, paketleyen kazanır.

Vergi toplayan devlet kazanır.

Hastalandığında sağlık sistemi seni hasta tutarak kazanır.

İlaç şirketleri seni ömür boyu müşteri yapar.

Sigorta şirketleri riskini fiyatlandırır.

Sen tiryaki değil, ödeyen olarak bu sistemin en temel dişlisi hâline gelirsin.

Bu zincirde herkesin rolü kusursuz biçimde yazılmıştır. Çünkü bu zincir kopmak için değil, dönmek için kurulmuştur.

Sigara “hemen öldürmez”. Hatta aynı miktar ve süre içildiğinde bile herkeste aynı zararı vermez. Bu onun en büyük başarısıdır. Seni yavaş yavaş öldürür; daha doğrusu öldürmez, hasta olarak yaşatır. KOAH’la, damar sertliğiyle, kalp yetmezliğiyle, kanser şüphesiyle… Yani sistemin sevdiği türden bir yaşam sürersin. Sürekli sağlık kuruluşlarının kapısını aşındıran, ilacını yazdıran, tetkik yaptıran, primini ve vergisini düzenli ödeyen bir yaşam.

Ve çoğu zaman, tedavi maliyetlerinin en yükseldiği, artık üretimden kopup emekli olduğun dönemde, sessizce ve erkenden ölürsün.

Bu yüzden sigarayı geri dönülmez noktaya gelmeden bırakman, bazı bilançolarda “kayıp” hanesine yazılır.

“Light sigara” bu yüzden icat edilmiştir. Daha hafif zehir. Daha az ani ölüm. Daha uzun hasta ömrü. Müthiş bir pazarlama başarısı. En verimli çağında “küt” diye ölenler ise zarar hanesine yazılır. Filtreli ölüm. Modern insanın vicdanını rahatlatmak için üretilmiş filtreli bir kandırmaca.

Sigara bireysel tercih, hatta özgürlük olarak anlatılır. Bu büyük bir yalandır. Bireysel tercih denilen şey; çocuk yaşta başlayan, reklam estetiğiyle süslenen, stresle romantize edilen ve yoksullukla pekiştirilen bir bağımlılıktır. Sigara özellikle alt sınıflara iyi satılır. Çünkü yoksulluğa “küçük bir mola” gibi pazarlanır. Bir nefeslik rahatlama. Bir paketlik unutma.

Sağlık sistemi bu noktada devreye girer. Burada açık olmak gerekir: Sorun doktorlar değildir. Sorun hemşireler değildir. Sorun yoğun bakımda çalışan insanlar hiç değildir. Sorun, hastalığı yöneten ama nedeniyle kavga etmeyen küresel sömürü düzenidir. Çünkü insan sağlığını bozan etkenlerle gerçek bir mücadele, çok sayıda ekonomik dengeyi bozar.

Sigara bırakma günü bu yüzden tuhaf bir gündür. Bir yandan “bırak” denir, öte yandan bırakmaman üzerine kurulu dev bir mekanizma kusursuz biçimde çalışmaya devam eder. Kimse bu günlerde tütün şirketlerinin kârını, sigaraya bağlı kronik hastalıkların sağlık bütçesindeki payını, ilaç devlerinin ve sigortacılığın bu düzenden nasıl beslendiğini uzun uzun konuşmaz.

Çünkü mesele sigara değildir.

Mesele, sigaranın etrafında kurulan düzendir.

İstersen içmeye devam et. Sistem seni sever. Seninle beslenir.

Bu düzende plansız olan, bozulan tek şey senin nefesindir.

Kapak görseli: Doğan Alpaslan Demir


Doğan Alpaslan Demir sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Ölüm Yönetimi Endüstrisi” üzerine bir yorum

Yorum bırakın