Kartacalı Hannibal’dan Günümüze “Yol Açmak”…

Yaklaşık 2200 yıl önce Kartacalı Hannibal Barca, yüz bin kişiye yaklaşan ordusuyla bugünkü İspanya’dan Roma Cumhuriyeti’nin kalbine doğru yürüyüşe geçti. Ordusunda otuz kadar dişleri sivriltilmiş, zırhlanmış, korku salan savaş filleri de vardı. Antik Kartaca’nın, günümüzde Tunus sınırları içinde yer alan Kuzey Afrika’da bulunduğunu; Kartaca ile İber Yarımadası arasında kuş uçuşu yaklaşık bin kilometrelik bir mesafe olduğunu da hatırlayalım. Dünya tarihinin en büyük komutanlarından biri olarak … Okumaya devam et Kartacalı Hannibal’dan Günümüze “Yol Açmak”…

“Tarihi Düzünden Okumaya Ayaklanan Çocuklar”

İnsanoğlu/kızı “her ne hikmetse” başında ceberut ve mülke dayalı iktidar aygıtları olmadan bir arada yaşamayı başaramamıştır. Biyolojik şifrelerimizin “ille de yapacağım” diyen dürtülerimizi kontrol etmek de bu ceberut iktidarların yaptığı yasalara kalmıştır. Biraz mübalağa ederek söylersem: Homo Sapiens’in 10.000 yıl içinde kurduğu uygarlığın tarihi, cinsel arzulara getirilen kısıtlamaların ve dürtü denetim yasalarının altına düşülen bir dipnottur. Okumaya devam et “Tarihi Düzünden Okumaya Ayaklanan Çocuklar”

Yiğit gölgesinde yiğit saklanır

Vakti zamanında Anadolu’nun uzak bir köşesinde kendine göre varlıklı bir adam yaşıyormuş. Çevresindekilerin deyişiyle zeki ve mukallit bir adammış. Gel zaman git zaman yaşı ilerlemiş, hastalanmış. Tek oğlu Hasan’ı yanı başına çağırmış. “Ey oğul, bana ecel vakti göründü, Azrail kapı önünde bekliyor, beni almadan da gitmez uğursuz. Şimdi beni iyice dinle. Benden sonra bütün malım, mülküm, toprağım senin olacak. İzin vereler iki torba altın almadan … Okumaya devam et Yiğit gölgesinde yiğit saklanır

Çöp

Osmanlı İstanbul’unda kullanılan bir deyim vardır, fermanlı. Bu deyim, yaptıklarından sorumlu olmayan, davranışlarındaki keyfiyetin mazur görüldüğünü belirtir bir ferman taşıyan kişileri tanımlamak için kullanılırmış. Yaygın bir “eleştiri” yöntemi olarak kullanılmasa, bir sosyal medya mesajı nedeniyle kaleme sarılıp bu yazıyı yazmazdım. Nedir, siyasi tutum ve argümanlardan daha çok galize kaçan duyguların akla hâkim olduğu yargılara giderek daha sık rasgeliyoruz. Uzatmayayım, işte o mesaj: “İçinde Ara Güler’in … Okumaya devam et Çöp

Yiğit Gölgesinde Yiğit Saklanır

Vakti zamanında Anadolu’nun uzak bir köşesinde kendine göre varlıklı bir adam yaşıyormuş. Çevresindekilerin deyişiyle zeki, esprili ve mugallit bir adammış. Gel zaman git zaman yaşı ilerlemiş, hastalanmış. Tek oğlu Hasan’ı yanı başına çağırmış. “Ey oğul, bana ecel vakti göründü, Azrail kapı önünde bekliyor, beni almadan da gitmez uğursuz. Şimdi beni iyice dinle. Benden sonra bütün malım, mülküm, toprağım senin olacak. İzin vereler iki torba altın … Okumaya devam et Yiğit Gölgesinde Yiğit Saklanır

OKULLAR AÇILDI: HEY ARKADAKİLER, SUSUN BAKALIM

Efendiler! Eşekler susabilirler Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?                                                               Ece Ayhan Evet, her yıl olduğu gibi bu cümleyle açıldı okullarımız: HEY ARKADAKİLER, SUSUN BAKALIM.  Okullar açıldı dedikten sonra dilimin ucuna gelen ilk kelime “ama” oluyor, biliyorsunuz “ama” sözcüğü kendisinden önce gelen tüm fikirlere, olgulara ve eylemlere isyan eden bitirim bir bağlaçtır.  Bu yüzden yazımın başlığı “AMA” olabilirdi, olmadı, şimdiki başlığın başına bir hal gelirse … Okumaya devam et OKULLAR AÇILDI: HEY ARKADAKİLER, SUSUN BAKALIM