Orman Yangınları: Yanlış Soruların Doğru Cevapları Olmaz

Yıllar önce bir orman yangını sırasında kontrollü olarak “karşı yangın” çıkaran bir orman mühendisinin sosyal medyada “kundakçı” ilan edilmesini yazmıştım[i]. Görevini yapan bir ormancı, birkaç saat içinde binlerce kişinin gözünde vatan hainine dönüşmüştü. Oysa literatürde “burnout operation”[ii] olarak tanımlanan bu yöntem, uygun koşullarda yangının önünü kesmek amacıyla kontrollü biçimde uygulanan, dünyanın birçok ülkesinde kullanılan bir yangınla mücadele tekniğidir. Bunu bilmeyen ya da bilmek istemeyen sosyal medya ahalisi, görevini yapan bir kamu görevlisini linç etmiş, kendini öfkeye kaptıranlar idam çağrıları yapmaya başlamıştı.

2019 yılında sosyal medyada dolaşıma sokulan bu görsel, kontrollü “karşı yangın” (burnout operation) uygulayan bir orman görevlisini “kundakçı” olarak göstermeye çalışıyordu. 

“Kundakçıyı Siz de Paylaştınız mı?” başlıklı yazım, görünüşte orman yangınları üzerineydi; gerçekte ise sosyal medyanın bilgi kirliliği ve linç kültürünü yazmıştım. O yazının üzerinden yedi yıl geçti. Ne yazık ki bu süre içinde ne orman yangınları konusunda ne de toplumun bu konudaki bilgi düzeyinde bir karınca boyu ilerleme sağlayamadık. Yangın mevsimi geldiğinde aynı tartışmalar yeniden başlıyor, aynı ezberler tekrar ediliyor. Bu yüzden “iş başa düştü” diyerek bu yazıyı kaleme almaya karar verdim[iii].

Henüz yaz başındayız. Muhtemelen önümüzdeki haftalarda yine/yeniden büyük yangınlar yaşayacağız. Sosyal medyanın ilk sorusu ise şimdiden belli: “Yangın uçakları nerede?” Orman yangınlarına ait haberlerin yorumlarını okuyanlar sanki elli ya da yüz yangın söndürme uçağı satın alındığında bu sorunun büyük ölçüde çözüleceğini sanabilir. Oysa kötü haber şu: Orman yangınları böyle yönetilmiyor, uçaklar ateş cehennemi üzerine su boca edince şapadanak yangın sönmüyor. 

Görsel tasarımı: Doğan Alpaslan Demir

Yangın söndürme uçakları önemlidir. Uçakların gereksiz olduğu asla iddia edilemez. Ancak hava araçları, yangınla mücadelenin araçlarından sadece biridir; hatta en önemlisi de değildir. Büyük yangınları önleyen ya da felakete dönüştüren şey, çoğu zaman televizyon ekranlarında, sosyal medya videolarında görünmeyen ayrıntılarda yatar. 

Orman yangını, öncelikle devasa bir afet yönetimi disiplinidir. Bu nedenle yangınla mücadelenin başarısını belirleyen ilk unsur, yangın başladığında kaç uçağın havalandığı değil, yangın başlamadan önce nasıl bir sistem kurulduğu ile ilgilidir. İyi yetişmiş, bilimin koklanarak değil çala kaşık yendiği nitelikli üniversitelerden mezun orman mühendisleri,  liyakat esasına göre görevlendirilmiş yöneticiler, yangın davranışını okuyabilen saha amirleri, sürekli eğitim gören ekipler, iyi organize edilmiş gönüllüler ve bütün bunları aynı komuta sistemi içinde çalıştırabilen güçlü bir organizasyon… Başarıyı belirleyen budur.

Geçtiğimiz yıl Eskişehir’de meydana gelen yangında görev başındaki beş orman çalışanı ile beş AKUT gönüllüsü, toplam 10 can yaşamını yitirdi. Unuttuk bile. Sadece bu tek örnek bile bu işin ne kadar ağır sorumluluk, bilgi, deneyim, donanım gerektirdiğini hepimize göstermiş olmalıydı. Yangın söndürmek, uzaktan izlendiği kadar basit değildir. Dakikalar içinde değişen rüzgâr, arazi yapısı ve yangının davranışı en deneyimli ekipleri bile ölümcül risklerle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle yangın yönetimi, günü kurtaran ve kahramanlıklara bel bağlayan değil, bilimsel bilgiye ve sürekli eğitime dayanan bir anlayış ve yönetsel disiplin gerektirir.

Görsel kaynağı: Pexels- Vadim Braydov

Asıl konuşmamız gereken konular çoğu zaman gündeme bile gelmez veya birkaç entelektüelin sesi duyulmaz çığlıklarında boğulur. Oysa biz şu sorulara cevap bulmalıyız: Yangın başladıktan ne kadar süre içinde fark edildi? Neredeyse otomatiğe bağlanmış, çok güçlü reflekslere sahip yönetsel aygıt kaç dakika içinde harekete geçti? İlk ekip olay yerine kaç dakikada ulaştı?  Erken uyarı sistemleri yeterli miydi? Ormanın yanıcı yükü doğru yönetiliyor muydu? İlk meteorolojik değerlendirme yapıldı mı? Meteorolojik değişiklikleri saha yönetimine an be an ileten bilişim alt yapısı var mı?  Yangın davranışı doğru tahmin edildi mi? Yerleşim alanları yangın riski dikkate alınarak mı planlanmıştı?

Görsel tasarımı: Doğan Alpaslan Demir

Tam kırk yıl oldu, Antalya Kaş İlçesinin Kasaba köyünün hekimliğini yaparken ziyaret ettiğim bir orman gözetleme kulesini hatırlıyorum. Deneyimli bir orman görevlisinin yaptığı tek bir telsiz anonsunun, bütün sistemi nasıl harekete geçirdiğine bizzat tanık oldum. Bugün elimizde yapay zekâ destekli kameralar, termal görüntüleme sistemleri, uydular ve insansız hava araçları var. Bu nedenle artık yalnızca sabit gözetleme kulelerini değil, yangın riski yüksek bölgelerde planlı devriye uçuşları yapan dron filolarını ciddi biçimde tartışmalıyız.[iv] Dakikalar içinde harekete geçmek üzere kurgulanmış bir sistem büyük yangınları söndürmenin en etkili yoludur.  Öncelikli hedef bir kıvılcımın büyük yangın hâline gelmesini önlemektir. 

Bir başka ihmal edilen konu ise ormanın “yakıtı”dır. Kurumuş otlar, yere dökülmüş dallar, yoğun çalı örtüsü ve yıllarca biriken bitki artıkları yangının en büyük besin kaynağıdır. Yanan ile yanacak olanın birbirinden ayrılması için muazzam bir topografya bilgisiyle donanmış, saha ekiplerini sevk ve idare edebilecek yönetsel planlama becerisine sahip, sahayı adım adım bilen, yangın anında teknik kararlarını hiçbir siyasi ya da idari baskı altında kalmadan ve bilimsel ölçütlere göre verebilecek operasyonel bağımsızlığa ve yetkiye sahip[v] orman mühendislerine gereksinim vardır. Bu ise doğru kişilerin doğru yer ve zamanda görevlendirilmesiyle yani siyasi erkin bilinçli kararları ile mümkündür. 

Buna bir de ormanla iç içe, plansız biçimde büyüyen yerleşimler eklendiğinde, yangın yalnızca bir ormancılık sorunu olmaktan çıkar; şehircilik, çevre ve afet yönetimi sorununa dönüşür.

Yangın mevsimi boyunca yine uçakları konuşacağız. Konuşalım; hatta hangi yangın tipinde hangi uçakların kullanılması gerektiğini, yangın uçağı pilotlarının zirai tarım uçağı pilotluğundan devşirilip 2 hafta eğitim almış kişilerden oluşup oluşmadığını da konuşalım. Ama yalnızca bunları konuşmayalım. Çünkü bir ülkenin ormanlarını hava filosu değil, bilim, liyakat ve iyi kurulmuş bir afet yönetim sistemi korur.

DİPNOTLAR (Yazının vitaminli yeri)


[i] https://izafi.org/2019/08/21/kundakciyi-siz-de-paylastiniz-mi/

[ii] Burnout operation: Yangının ilerlemesini durdurmak veya yönünü değiştirmek amacıyla, ana yangının önündeki yanıcı örtünün uzman ekipler tarafından kontrollü biçimde yakılması yöntemi. Türkçede genellikle “karşı yangın” veya “kontrollü karşı yakma” olarak adlandırılır.

[iii] Ben bu yazıyı yazdım diye toplumun bir anda bilinçlenip orman yangınlarının sona ereceğini düşünecek kadar aklımı peynir ekmekle yemedim. Ama yazdığım her yazının toplumu aydınlatacağına dair hayalim olmasa nasıl yazabilirim ki!

[iv] Dron filolarının etkili olması onların nasıl yönetildiğine bağlıdır. Falanca partilinin hayatta hiçbir baltaya sap olmamış yakınlarına, “bilgisayar kullanmayı biliyor” diyerek liyakat yerine referansla iş verilmiş kişilerin kontrolüne verilmiş dron filosu, 40 yıl öncesinin orman gözetleme kulesindeki görevlinin yerini bile tutamaz. 

[v] Bu yetki olmazsa olmaz bir yönetsel karardır. Aksi halde saha yöneticisi yangının en kritik anında bir siyasinin, bürokratın “bizim ev, mahalle yanıyor, önce onu kurtar” baskısıyla ezilir.


izafi.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“Orman Yangınları: Yanlış Soruların Doğru Cevapları Olmaz” üzerine 10 yorum

  1. Her zamanki gibi can alıcı bir konuya bilimsel yaklaşımla yol gösteren bir yazı. Kaleminize sağlık. Önemsediğiniz liyakatli personel işin merkezinde olduğunu ne güzel belirtmişsiniz.

    Beğen

  2. Ülkemizin sık sık karşılaştığı katastrofik durumu muhteşem bir yalınlık da anlatmışsınız. Yazı dilinizi çok beğeniyorum. Bilgi paylaşımınız için teşekkür ederim. 🙏

    Beğen

  3. Neredeyse 10 yıldır yazılarınızı okuyorum. Birkaç istisna hariç olmak üzere çok beğeniyorum. Bu yazıyı özellikle beğendim. Bana geçmişin İlhan Selçuk tarzını hatırlattı. Ama şunu merak ediyorum. Ben iyi bir okurum. Siz de bu ülkenin son yıllarda yetiştirdiği en iyi kalemlerden birisiniz. Anlamadığım konu niye yazılarınızı Cumhuriyet, Birgün vb. büyük gazetelerde göremiyoruz. Siz mi istemediniz yoksa onlar mı geri çevirdi sizi. Saygılar, başarılar.

    Ç. Duman

    Beğen

  4. Yazınıza “orman mühendisliği fakültelerinin kapısına asılmalı, ezberlemeyene diploma vermemeli.” yorumuna çok güldüm. Elbette abartı ama gerçeeeekkkkk… (Hektor’un ölümünü yeni duydum. Çok üzüldüm) Seher

    Beğen

Bir Cevap Yazın