Yaklaşık 2200 yıl önce Kartacalı Hannibal Barca, yüz bin kişiye yaklaşan ordusuyla bugünkü İspanya’dan Roma Cumhuriyeti’nin kalbine doğru yürüyüşe geçti. Ordusunda otuz kadar dişleri sivriltilmiş, zırhlanmış, korku salan savaş filleri de vardı. Antik Kartaca’nın, günümüzde Tunus sınırları içinde yer alan Kuzey Afrika’da bulunduğunu; Kartaca ile İber Yarımadası arasında kuş uçuşu yaklaşık bin kilometrelik bir mesafe olduğunu da hatırlayalım.
Dünya tarihinin en büyük komutanlarından biri olarak kabul edilen Hannibal’ın önünde, yaklaşık 1600 kilometrelik bir kara yolu uzanıyordu. “Kendi ülkesinden bu kadar uzakta ne işi vardı?” diye sorabilirsiniz. Bunun cevabı bu yazının kapsamı dışında kalsın; Kartaca ile Roma’nın, o dönem dünyasında rekabet halindeki emperyal güçler olduğunu söylemekle yetinelim ve Hannibal’ın izini sürmeye devam edelim.
Önünde Pireneler, Rhone Nehri ve çağının en aşılmaz doğal engeli sayılan Alpler vardı.
“Aut viam inveniam aut faciam.”[i]
Anlatılara göre ordu Alplerin eteklerine ulaştığında komutanları Hannibal’a karşı çıkarak bu büyüklükte bir ordunun dağları aşamayacağını söylediler. Delilik ile deha arasındaki sınır çoğu zaman inceciktir. Rivayete göre Hannibal o gün tarihe geçecek şu sözü söylemştir:
“Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.”
Tarihçiler bu sözün gerçekten Hannibal’a ait olup olmadığını hâlâ tartışıyor. Ama bazen tarihe yön veren, cümlenin kendisinden çok temsil ettiği iradedir.
Hannibal gerçekten dağları aştı. Ardı ardına üç Roma ordusunu bozguna uğrattı, Güney İtalya’nın büyük bölümünü ele geçirdi ve Roma’yı tarihinin en büyük korkularından biriyle, yok olma korkusuyla yüz yüze bıraktı. Roma bu meydan okumayı hiç unutmadı. Yaklaşık yarım yüzyıl sonra Senato’nun yaşlı ve inatçı üyesi Cato, yaptığı her konuşmayı aynı cümleyle bitiriyordu:
“Carthago delenda est.”
“Kartaca mutlaka yıkılmalıdır.”[ii]
Tarihin ironisi şudur ki, birbirine düşman bu iki slogan da sonunda gerçekleşti. Hannibal gerçekten kendisine bir yol açtı; Kartaca’nın iç çekişmeleri nedeniyle geri çağrılmasaydı Roma’yı yıkma ihtimali hiç de uzak değildi. Roma ise uzun yıllar sonra Kartaca’yı yeryüzünden sildi. Kent yerle bir edildi; toprakların sabanlarla sürüldüğü ve ot bitmesin diye tuzlandığı yüzyıllardır anlatılan güçlü bir simge olarak hafızalara kazındı.
Şimdinin dünyası
Özgür Özel bir yol bulmadı; bir yol yaptı. Başarısız olduğu söylenemez. Sırtında milyonlarca insanın umudu var. Refah, adalet, eşitlik, ifade özgürlüğü, nitelikli ve eşit sağlık hizmeti bekleyen milyonların beklentisi, kelimenin tam anlamıyla hedef tahtasına konmuş tek bir siyasi liderin omuzlarına yüklenmiş durumda.
Tarihin önemli kırılma anlarından birinde bulunduğumuzu düşünüyorum. Yeni Parti’nin bu büyük dönüşümü gerçekleştireceğine ya da tarihin yönünü tam bu noktada değiştireceğine iddiaya girmem. Kurucu kadroların tamamının buna yürekten inandığını da söyleyemem. Ama giderek ağırlaşan ekonomik ve siyasal sıkışmışlık içinde topluma bir nefes alma alanı vaat eden bu oluşuma saygı duymanın ve ona bir şans vermenin gerekli olduğu kanaatindeyim. Unutmayalım, bazen tarihin akışını değiştirenler, önlerinde yol bulanlar değil, yol açmaya cesaret edebilenlerdir.
DİPNOTLAR
[i] “Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.”
[ii] Senatör Cato’nun bu sözünü çocukluk yıllarımda tarihçi babam Aydoğan Demir’den öğrendim ve hiç unutmadım.
Kapak görseli tasarımı: Doğan Alpaslan Demir
izafi.org sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
Saygıdeğer Hocam,Sizi ilgiyle takip ediyorum.Size katılıyorum.Bence de Özgür Özel’e memleketim adına bir şans vermeliyiz.Kaleminize sağlık.Teşekkürler.
Yahoo Mail: Arayın, Organize Edin, Yönetin
BeğenBeğen
Nefes kesici.
BeğenBeğen
siyaseti okumak için tarih bilmek şart. Hakan Sadık
BeğenBeğen
MÜDÜR KEMAL VE KAYYUM ÇETESİNİ ÇOK İYİ TANIYIN
BBC/TÜRKÇE
CHP’de gergin bekleyiş: Kurultay davasında kayyum ihtimaline karşı genel merkez nöbeti
Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı yönetimine atanan Gürsel Tekin’in polis eşliğinde il başkanlığı binasına girmesinin ardından CHP genel merkezinde de gergin bekleyiş sürüyor.
Parti kulislerinde 15 Eylül’deki kurultay davası duruşması öncesinde, tıpkı İstanbul İl Başkanlığı’na yapıldığı gibi, parti yönetiminin de tedbiren görevden uzaklaştırılması kararı çıkması olasılığına karşı, hukuki ve siyasi taktik hamleler konuşuluyor.
Tekin’in polis eşliğinde il binasına girişini “fragman” ve “genel merkeze kayyumun provası” olarak nitelendiren CHP yönetimi, görevden uzaklaştırma olasılığına karşı genel merkez nöbeti başlattı.
CHP 102. kuruluş yıldönümünü de bu tartışmaların gölgesinde kutlamaya hazırlanıyor. CHP yönetimi, bir yandan 4-9 Eylül tarihleri arasında planladığı kuruluş yıldönümü etkinliklerini sürdürürken diğer yandan da taktik savaşı yürütüyor.
Bazı parti yöneticileri “yargı kuşatması ve kayyuma karşı siyasi ve hukuki satranç” hamleleri ile karşılık vermeye ve genel merkezde direnmeye devam edeceklerini belirtiyorlar.
‘İstanbul fragman, genel merkeze kayyumun provası’
Gürsel Tekin’in, polisin partililere biber gazlı sert müdahalesi eşliğinde il binasına girmesi, Genel Merkez’de birçok partili tarafından kaygıyla izlendi.
Parti koridorlarında konuştuğumuz milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri 15 Eylül’de Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek 38. Olağan Kurultay’ın iptali davasına dikkat çekiyor. “Tedbir” gerekçesiyle genel merkez yönetiminin de görevden uzaklaştırılma ihtimalinin yüksek olduğu görüşünü dile getiriyorlar.’15 Eylül beklenmeyebilir’
Birçok milletvekili ve parti yöneticisi ise “kayyum” veya “mutlak butlan” için kurultay davasının bile beklenmeyebileceği görüşünde.
Kurultay davasının görüleceği Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin İstanbul’a yeni geçici yönetimi atayan mahkemeden dosyayı istediğine dikkat çeken bir milletvekili, “Her an tedbiren kayyum veya mutlak butlan kararı gelebilir. İstanbul’daki bu görüntülerin ardından, 15 Eylül’ü beklemeye gerek görmeyebilirler. Biz her ihtimale hazırlıklıyız” yorumunu yaptı.Kılıçdaroğlu’nun sessizliğini yakın çevresi ve CHP yönetimi nasıl yorumluyor?
CHP kulislerinde, “mutlak butlan” ihtimalini bazı partililer “duyuma”, bazı partililer ise sürecin gidişatına dayandırıyor.
Böyle bir karar çıkması halinde partinin başına geçmesi beklenen eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “sessizliği” de eleştiri konusu.
Bazı milletvekilleri ve parti yöneticileri Kılıçdaroğlu’nun sessizliğini “kayyum olmayı da kabul edeceği” şeklinde yorumluyor.
CHP kulislerinde Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geçmesi halinde birlikte görev yapacağı MYK üyelerini bile belirlemeye başladığı iddia ediliyor.
Eski genel başkana yakın isimler de “mutlak butlan” kararı çıkması halinde Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geçmesinin kaçınılmaz olduğunu savunuyor.
Yakın çevresi, kurultay iptal davasını Kılıçdaroğlu’nun açmadığına işaret ederek 15 Eylül veya sonrasında parti yönetimine atanması olasılığı durumundaki tavrına ilişkin ise “yargısal süreçler izlenip ona göre hareket edilir” yorumunu yapmakla yetiniyor.
Taktik savaşları: İl binası ilçe ilçe gezecek, hızla olağanüstü kurultay yapılacak
CHP yönetimi siyasi ve hukuki hamleleri de devreye sokmaya başladı.
İstanbul İl Binası kapatılarak Genel Başkan Özgür Özel’in çalışma ofisi olarak ilan edildi.
CHP, İstanbul İl Başkanlığı binasını kapatıyor
Bu karar Yargıtay ve İlçe Seçim Kurulu’na da bildirildi.
CHP lideri Özgür Özel’in Ankara’daki 9 Eylül programında değişiklik yaparak “çalışma ofisi” olarak ilan edilen İstanbul İl Binası’na gitmesi bekleniyordu.
Ancak BBC Türkçe’nin edindiği bilgiye göre, Özel İstanbul İl Binası’na gitmeyecek, Parti Meclisi (PM) toplantısına katılmak için Ankara’ya dönecek.
CHP, yeni il binasının adresini Bahçelievler ilçe binası olarak belirledi.
Ancak, sürecin uzaması halinde il binasının adresi her seferinde değişecek.
Tekin’i zorlamak için her gün bir başka ilçe binası yeni il binası olarak ilan edilecek.
CHP’nin Sarıyer’deki İstanbul İl Başkanlığı binası önünde polis barikatı Kaynak,Tolga Bozoğlu/EPA/Shutterstock
Fotoğraf altı yazısı,CHP’nin Sarıyer’deki İstanbul İl Başkanlığı binası önünde polis barikatı
Mutlak butlan kararı olağanüstü kurultayı geçersiz kılar mı?
CHP’de tartışılan bir başka konu da mahkemenin kurultay davasında “mutlak butlan” kararı vermesi halinde olağanüstü kurultayı da geçersiz kılıp kılmayacağı.
Delegelerin imzasıyla hem olağanüstü kurultay hem de olağanüstü il kongresi kararı alan CHP yönetimi, olası bir “mutlak butlan” yönetiminin en fazla bu kurultaylara kadar görev yapabileceğini düşünüyor.
CHP tüzüğünün 48. maddesi “Genel başkan; doğrudan ya da Parti Meclisi’nin (PM) kararı ya da kurultay üye tamsayısının beşte birinin 15 günlük süre içinde noterden onaylı imzaları ile yaptıkları başvuru üzerine olağanüstü kurultayı toplantıya çağırır” hükmünü içeriyor.
Parti içi muhalif bazı isimler her koşulda çağrıyı genel başkanın yürürlüğe koyabileceği yorumunu yapıyor. Mutlak butlanla eski yönetimin göreve gelmesi halinde, delegenin olağanüstü kurultay talebini yerine getirmeyebileceğini ekliyor.
CHP kurmayları ise PM kararı veya delege imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı halinde, genel başkanın sadece “şeklen” işleme koyma yetkisi olduğunu savunuyor. Bu nedenle olağanüstü kurultay talebini yerine getirmek durumunda olduğunu ifade ediyor.
Geçmişte Muharrem İnce’nin Kılıçdaroğlu yönetimine karşı olağanüstü kurultay için delegeden imza topladığına dikkat çeken parti kurmayları, “İnce o zaman yeterli delege imzasını bulsaydı, Kılıçdaroğlu istemese de olağanüstü kurultaya gidecekti, bunu kayyum da durduramaz” görüşünü dile getiriyorlar.
CHP yönetimi, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul’daki bazı ilçe kongrelerinin ilçe seçim kurullarınca durdurulması kararının iptaliyle, hem olağan hem de olağanüstü kurultay için ellerini rahatlattığı görüşünde.
YSK’nın bu kararıyla İstanbul dışındaki delegelerin iradesinin sakatlanmadığı ve olağan kurultay takvimini işletmeye vize verdiğine işaret eden CHP yöneticileri, “Biz 21 Eylül’de olağanüstü kurultayımızı, 24 Eylül’de olağanüstü İstanbul il kongremizi, Kasım sonunda da 39. olağan kurultayımızı yaparız. Kayyum ancak olağanüstü kurultaya kadar görev yapabilir” görüşünü dile getirdi.
Özel’den 15 Eylül öncesi Ankara mitingi
CHP lideri Özgür Özel 15 Eylül’de görülecek kurultay iptal davasından bir gün önce Ankara’da miting yapacak.
14 Eylül’de saat 19.00’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilecek mitingin, “gövde gösterisi” niteliğinde olacağı ifade ediliyor.
BeğenLiked by 1 kişi
Bir makaleye, makaleden 3 kat uzun yorum yazmak ne demektir hocam ya… Kendilerini göstermek için burayı bile kullanıyorlar. Sizin yazınıza gelince şaheser, lütfen yazın hep yazın.
BeğenBeğen
Çok duru, akıcı ve kolay okunur yazıyorsunuz. Bu yazınızı da diğerleri gibi zevkle okudum.
BeğenBeğen
Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin gerçek lideridir. Onu yıkamayacaksınız.
BeğenBeğen
CHP li olmadığına eminim ama kanıtlayamam.
BeğenBeğen
bu yol yeni değilki. Düzen partilerinin oradan buraya sıçraması.
BeğenBeğen