Melek borusu

Siyaset, tıp, “alternatif tıp”, botanik, biyokimya, farmakoloji… Tekmili birden bu yazıda!  Melek borusu, boru çiçeği, melek trompeti, trompet çiçeği türünden pek çok adı var, görünüşü güzel, özellikle ılıman yörelerin bahar aylarında bahçelerde, parklarda sık görülüyor. Albenisinin yüksek olması nedeniyle selfi çekimlerinde fon olarak veya “fotoğrafçılık becerilerini” göstermek isteyenler tarafından sık kullanılıyor. Aynı kedi yavrusu gibi, hangi makine ile çekseniz, nerede ve hangi pozisyonda deklanşöre bassanız … Okumaya devam et Melek borusu

Uyarıyorum!

Bugünkü yazıma bir genel kültür sorusu ile başlıyorum, hatta iki: Soru 1- 1918- 1920 yılları arasında Dünya çapında bir grip pandemisi[i] yaşanmıştır. Salgın İspanyol gribi olarak adlandırılmıştır. Sizce bu salgının orijini hangi ülkedir? Soru 2- İspanyol gribi yaklaşık kaç insanın ölümüne sebep olmuştur?  Yukarıdaki soruların cevabını doğru bilip bilmediğinizin önemi yok, cevapları yazının dipnotlarında okuyabilirsiniz[ii]. Yaptığım “kültür yarışmasının” amacı yazdığım bu küçük makaleye dikkatinizi çekmektir. İlginizi … Okumaya devam et Uyarıyorum!

Trump ve Hulk

Bu yazının amacı günlerdir, haftalardır elimiz böğrümüzde izlediğimiz, elimizden bir şey gelmemesinin sıkıntısıyla birbirimize sardığımız, özellikle sınırlarımızda cereyan eden olayları, Ortadoğu üzerinde oynanan türlü çeşitteki Ali Cengiz oyunlarındaki ABD’nin rolünü farklı bir pencereden size sunmaktır. Yazının, ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki siyasi/ideolojik rolünü ciddi bir dille analiz etmek gibi bir amacı bulunmuyor. Kaldı ki bu konuda onlarca yazı okuduğunuza, pek çok TV açık oturumu izlediğinize eminim. Dileğim, Amerikan … Okumaya devam et Trump ve Hulk

Bağdat 1258 – Göz hastanesi

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalıştığım pek çok yazımı “bilim çöktüğü zaman kör inançlar, hurafeler, akıl ve bilim dışı uygulamalar sahneye çıkar” diye formüle ettiğim bir argümanla bitiriyorum. Bu yazımda, bu iddiamın, yaklaşık 1000 yıl öncesinin Bağdat’ında yaşananlarla nasıl örtüştüğünü anlatacağım. Buyurun başlıyoruz![i] Geleneksel tarih anlatımı, 8. ve 9. yüzyılları Abbasi İmparatorluğu’nun doruk noktası olarak tanımlar. Dicle nehri yanında inşa edilen Huld Sarayı’nın görkem ve ihtişamı olağanüstüdür. … Okumaya devam et Bağdat 1258 – Göz hastanesi

PRøSTAT

Yıllarca milletvekilliği, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığı yapmış ve Anayasa Profesörü unvanı taşıyan bir kişinin[i] Lozan antlaşmasıyla Barış Pınarı “anlaşmasını” nasıl mukayese ettiğini gördükten sonra ülkemizde bilgisizlik, eğitimsizlik kavramlarının da içinin boşaldığını söylemek zor değil. Twitter’da yazdığı  “Kurtuluş Mücadelemiz sonrasında, savaş meydanlarında kazandığımız tarihi başarıyı Lozan masasında kaybetmiştik.Kıbrıs Barış Harekatında da Adanın tamamını alamadık. Barış Pınarı Operasyonu,Cumhurbaşkanımızın liderdiğinde ABD’ye adeta diz çöktürdü,hem sahada hem de masada kazandık[ii]” mesajından söz … Okumaya devam et PRøSTAT

Dulce et Decorum est – Tatlı ve şereflidir

Wilfred Owen adını hiç duymadıysanız ayıplayamam sizleri; topçu, popçu, artist, her lafında bin yalan siyaset adamı veya dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kahraman değildi o. Yaşadığı yıllar içinde sadece 5 şiiri yayımlandı, 25 yaşındaydı savaşta öldüğünde. Dünya edebiyatında savaşın dehşetini en iyi anlatan birkaç şairden biri olarak kabul edilen Owen’in dilimize çevrilmiş kitabı bulunmuyor. Ölüm veya doğum yıldönümü değil ama içimden Owen’i anmak, onu size … Okumaya devam et Dulce et Decorum est – Tatlı ve şereflidir

“İyi bir şey olsaydı ölüm, önce tanrılar ölmez miydi?”

Bu yazının başlığı, M.Ö 6. yüzyılda Lesbos (Midilli) adasında yaşamış olan kadın şair Sappho’nun yazdığı bir şiirin dizeleridir[i] Bugün size bir hikayecik anlatacağım. İster eğlencelik olarak okuyup gülümseyin isterseniz de kıssadan hisse deyip geçin; ya da sosyal medya arkadaşlarınıza “Anlayana” yazıp paylaşın. Hiç karışmıyorum, hiç. Yazdığım bu öykücük sembollerle örülmüş, zamanın unutuluşlarına ve insan aklının hayırsızlığına direnen bir olayı anlatıyor. Düşünün bir, günümüzden 2500 yıl … Okumaya devam et “İyi bir şey olsaydı ölüm, önce tanrılar ölmez miydi?”

Ekrem İmamoğlu ve sembolleri okumak

Bu yazı, İstanbul’un çiçeği burnunda Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun son bir haftasını irdelemeyi amaçlamıştır. İmamoğlu’nun Diyarbakır ziyareti ile başlayan bir hafta içinde ülke gündemine yansıyan olayları, bu konudaki belli başlı görüşleri ve sosyal medyadaki yansımaları aktaracağım sizlere. Ama ideolojik argümanlar sunan ve siyasi analizler yapan bir yazı yerine, bu bir haftanın bize sunduğu çok önemli bulduğum bazı sembolleri değerlendirmekle yetineceğim. Uzun soluklu bir yazı olacak, … Okumaya devam et Ekrem İmamoğlu ve sembolleri okumak

30 Ağustos öncesi gelen bir kitap kolisinden esinle…

Kargoyla gelen bir kitap kolisini açmanın mutluluğu nasıldır bilir misiniz? Eşsizdir, benzer bir duyguyu çok ender tadarsınız, tabii okumayı seviyorsanız. Okumayanlar, okumayı sevmeyenler bu satırları da okumuyorlar nasılsa. Fotoğrafı dün gelen kitap kolisini açtıktan hemen sonra çektim. Önce sosyal medyada paylaşıp paylaşmamakta tereddüt ettim. Çünkü eminim, kitapların adlarına, konularına ve yazarlarına bakarak siyasi çizgim, edebi beğenilerim vb. konularda feci ve tümden hatalı yorumlar yapanlar olacaktır. … Okumaya devam et 30 Ağustos öncesi gelen bir kitap kolisinden esinle…