NESLİ TÜKENEN ÇOCUKLAR

Okullar kapandı, öğrenciler karneyi kaptı ve sıra karne hediyelerine geldi. Bu konuda bir araştırma yapılmış mı bilmiyorum, benim kanaatime göre  en çok alınan karne hediyesi cep telefonu, tablet ve oyun bilgisayarı olduğunu sanıyorum. Belki televizyon veya bilgisayara bağlanan oyun konsolları da ilk sıralara yerleşmiş olabilir. Ama benim asıl merak ettiğim, bu yıl kaç çocuk karne hediyesi olarak bir Dostoyevski veya Yaşar Kemal romanı aldı ve … Okumaya devam et NESLİ TÜKENEN ÇOCUKLAR

SAĞLIKTA SON DURUM: PARAYI VERENE NEFESLİ ÇALGILAR ORKESTRASI…

 …parayı az verene kamıştan bir düdük, parayı ayakkabı kutusuyla getirene ise nefesli çalgılar orkestrası, yanında orkestra şefiyle beraber… Arkadaşlarım arada laf atıyorlar, “sağlık hizmetleri giderek daha kötüye gidiyor,  senin  belagatın iyidir, hem de yılların doktorusun, yaz şu sağlığın halini” diye. Bunu söyler söylemez de kendilerinin veya bir yakınlarının sağlık kurumlarında başına gelenleri bir örnek vererek anlatmaya başlıyorlar. Dinlediğim öykülerin en zalimce ve utanmazca olanlarını bile … Okumaya devam et SAĞLIKTA SON DURUM: PARAYI VERENE NEFESLİ ÇALGILAR ORKESTRASI…

ŞİİRLİ CUMALAR

Bir kaç aydır sessiz sedasız ve donkişotvari bir proje yürütüyorum. Proje deyince, aklınıza bütçesi, personeli, stratejik planı, yıllık ve beş yıllık hedefleri olan kalın klasörlü çalışmalar gelmesin, söyledim işte, donkişotvari bir mini proje. Projenin adı da içeriği de aynı, ŞİİRLİ CUMALAR. Şiiri severim, öyle şiir kitabını elime alıp ilk şiirden sonuncuya okuyabilen çalışkan şiir okuyucusu değilsem de sevdiğim şairlerin sayısı az değildir. Hele bazı dizeler … Okumaya devam et ŞİİRLİ CUMALAR

“SEN”, “SİZ” HİTAPLARI VE TOPLUMSAL GÜÇ İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR DENEME

Okuduğunuz yazıyı hakkını vererek okuyacaksanız önce  minik bir çalışma yapmamız gerekiyor. Kafanızı yazıdan bir an kaldırıp, çevrenizdeki insanların hangilerine “sen” veya “siz” diye hitap ettiğinizi gözden geçirin lütfen, tamam mı, öyleyse devam ediyoruz. Bir çok durumda önemsiz bir konudur hitap şekli, yakın arkadaşlarınızla birbirinize “sen” diye hitap ederken, mesafeli ilişkilerde “siz” diye hitap etmeniz kafi gelebilir. Ama bu sorunun her zaman bu denli kolay olduğunu … Okumaya devam et “SEN”, “SİZ” HİTAPLARI VE TOPLUMSAL GÜÇ İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR DENEME

GELECEK BUGÜNÜN İÇİNDE SAKLIDIR

Astroloji ve falla aranız iyi midir? Doğruyu söyleyin ama, aramızda kalacak, hangi gazete ve web sitesinde hangi burç yorumcusunun iyi yazdığını, en iyi kahve falı bakan arkadaşınızın kim olduğunu, hatta yükselen burcunuzun ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? “Fala inanma, falsız da kalma” diyerek sıyrılmak istiyorsunuz ama bu sefer olmaz, elime geçirdim sizi, bırakmam.  Burç falı üzerinde durmayı düşünmüyorum, bir insanın doğduğu gün, saat ve ayın … Okumaya devam et GELECEK BUGÜNÜN İÇİNDE SAKLIDIR

İBRAHİM MÜTEFERRİKA’NIN ZAMAN MAKİNASI VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Değerli okurlarım, bir yandan Soma faciası öte yandan bir kaç ay sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bunaltıcı gündemi derken, fantastik bir iddiada bulunacağım. Bana öyle geliyor ki, İbrahim Müteferrika’nın en büyük becerisi ilk  matbaanın kurulması değil, zaman makinasının icadıdır. Yazımın devamını okuyunca sizler de aynı kanaate varacaksınız.   İbrahim Müteferrika’yı bilmeyenimiz yoktur, 1727 ‘de ilk matbaayı kuran Macar asıllı, Müslüman olmadan önce Uniterianizm mezhebinden olan tarihi … Okumaya devam et İBRAHİM MÜTEFERRİKA’NIN ZAMAN MAKİNASI VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

NENE HATUN’DAN BU YANA…

Yarın (22 Mayıs) Nene Hatun’un ölümünün 59. yıl dönümü. Yıllardır her 22 Mayıs, sosyal medyada bu konuda çok sayıda yazı paylaşılıyor, kopyala-yapıştır ile dağılıyor. Hemen hemen bütün alıntılar wikipedi, kim kimdir vb kaynaklı.  Tüm yaşamını geçirdiği Erzurum’da,  törende yapılan konuşmalar bile kopyala/yapıştırla hazırlanmış yasak savar cümleler. Yapılan konuşmalara ait metinlerden bir kısmını internette arayın, noktasına virgülüne aynılarını bulacaksınız.  Nene Hatun ile ilgili ortalıkta dolaşan bilgiler, … Okumaya devam et NENE HATUN’DAN BU YANA…

KENDİNİ SEDYEDEN DAHA DEĞERSİZMİŞ GİBİ HİSSETTİRİLEN MADEN İŞÇİLERİ

Kömürü oldum olası sevmemişimdir, ısınmak veya türlü şekillerde enerji kaynağı olarak kullanmak için yeraltı cehennemlerine dalınan bu kara taşın bendeki anlamı, kanlı taş oldu artık. Kanlı taş üretiminden sorumlu Bakan, ölü sayısını 282 olarak açıklıyor, ben bu satırları yazarken. Daha da artacağından kimsenin şüphesi yok. Kaç olacak sayı, 400, 500 mü, bu sayıların her biri arkasındaki korkunç bir gerçeği saklıyor, her rakamın bir insan hayatı … Okumaya devam et KENDİNİ SEDYEDEN DAHA DEĞERSİZMİŞ GİBİ HİSSETTİRİLEN MADEN İŞÇİLERİ

DEDİKODU

Geçtiğimiz hafta “DEDİKODU” üzerine yazacağımı söylemiştim. Sözümü tuttum, yazıyorum. Herkes öyle mi ya, verdiği sözü tutan kalmadı. Bizim orada “X” hanımı tanırsınız,  şu “Y” işyerinde çalışıyor, hani kocası “Z” ile geçen sene boşandılardı, hah işte o, hiç tutmaz sözünü, “gelicem der” gelmez, tembeeel, bir de pasaklı, kocası da ondan boşadı onu zati… Hep söylerim, dedikoduyu severim, depresyona ve anksiyeteye iyi gelir. Rahatlatıcı ve ferahlatıcı bir … Okumaya devam et DEDİKODU

ZİHNİYET ENGELLİ TOPLUM, ENGELLENMİŞ BİREY

Bu hafta Engelliler Haftası, sevemedim şu “engelli” sözcüğünü, niye engelli olsun ki, bana kalırsa sözcüğün doğru yazılışı “ENGELLENMİŞ” olmalı. Çünkü “normaller” için dizayn ettiğimiz dünyamızın temel yapısını değiştirince hiç de engelli olmuyorlar. Yani önceliğimiz, paradigmaları  değiştirmek olmalı. Üç yıldır elimin altında sürünen bir uzun öykü var. İlk yarısını üç günde yazdım, ikinci yarısını üç yılda bitiremedim. (Engelli olmak bu işte, yazma ve üretme engelli). Bilimkurgu, … Okumaya devam et ZİHNİYET ENGELLİ TOPLUM, ENGELLENMİŞ BİREY